21/4/2007 · Kategori: ilginc haberler

Porsche Alamayınca Opel Arabasını Porsche Yaptı
Porsche tutkunu bir Polonyalı'nın Opel marka otomobilini Porsche'e benzetmesi Alman Polisi'nin şaşkına çevirdi.

Almanya'nın Hessen eyaletindeki A3 Otobanı üzerinde yer alan Wieskirschen dinlenme tesislerinde yapılan trafik kontrolünde polisler ilginç bir olayla karşılaştı.

Kontroller sırasında polislerin gözü Polonya plakalı bir çekicinin üzerindeki değerli otomobile takıldı. Yapılan kontrolde çekicinin üzerindeki Porsche marka arabanın ruhsatında Opel-Calibra yazması polisleri şüpheye düşürdü.

 Polonya plakasının da sahte ve otomobilin çalıntı olabileceğini düşünen polisler, arabayı ve sahibini iyice araştırdıklarında şaşkına döndü. Polis yetkilileri yaptıkları araştırmada, çekicinin üzerindeki arabanın gerçekten Opel-Calibra olduğunu anladı.

Oto tamircisi olan Polonyalı araç sahibi, polise yaptığı açıklamada, kendisinin bir Porsche tutkunu olduğunu ve otomobilin pahalı olması nedeniyle alamadığını ancak Opel-Calibra şasesinin üzerine büyük bir özveri ile Porsche kaportası monte ettiğini belirtti. Polisler ise şaşkınlıklarını gizleyemedi.

19/4/2007 · Kategori: ilginc haberler

Çin Yapay Kar Yağdırdı!
Çin, hava şartlarını değiştirebilme ve kontrol altında tutma çalışmaları bünyesinde ilk kez yapay olarak kar yağışını gerçekleştirdiğini açıkladı.
İngiliz The Daily Telegraph gazetesinde çıkan habere göre Tibet Meteoroloji Bürosu yetkilileri geçtiğimiz hafta "yağmur tohumlama" yöntemini kullanarak Nagqu şehrine kar yağmasını sağladı.

Büro yetkilisi Yu Zhongshui gazeteye yaptığı açıklamada "Deney insanoğlunun hava şartlarını değiştirebileceğinin en büyük kanıtı. Yapay kar yağışı sayesinde 15 bin metredeki dünyanın en yüksek platosunda 1.30 santimetre yüksekliğinde kar kalınlığı oluştu" dedi.

Küresel ısınmanın Tibet platosundaki etkilerini azaltmak istediklerini vurgulayan Zhongshui, "Proje sayesinde kuraklığı hafifletecek ve tarım alanlarının kurumasını engelleyeceğiz. Yeşilin hakim olduğu platonun küresel ısınma yüzünden kahverengiye dönüşmesine izin vermeyeceğiz" diye konuştu.

Çin hükümeti projeye ülkedeki nehirlerin beslenmesi açısından umutla yaklaşıyor. Çin'deki 5 büyük nehrin sularının artırılması ile tarım alanlarının geliştirilmesi ve büyük şehirlerin su ihtiyacının karşılanması hedefleniyor.
Çin, dünyada "yağmur tohumlama" yönteminin en çok kullanıldığı ülke olarak gösteriliyor. İşlemin gerçekleşmesi için tohumlamaya uygun bulutun bulunması gerekiyor.

Bulut tohumlama işleminde, yoğunlaşma çekirdeği olarak hizmet edecek olan kimyasal maddelerin, bulut içindeki en uygun yere, zamanında ve doğru miktarda ulaştırılması gerekiyor. Bulut tohumlamasında, bulut partiküllerinin büyümesine neden olan buz kristali yöntemi kullanıldığı için, en azından bulutun bir parçasının aşırı soğumuş olması gerekiyor. İşlemde karşılaşılan zorluklarda ilk sırayı, çekirdek olarak hizmet edecek küçük parçacıklarla bulutun doğru bir şekilde tohumlanması alıyor.

Meteoroloji Bürosu yetkilileri Ağustos ayında gerçekleşecek Olimpiyat açılış töreni için havanın güzelleştirilmesi çalışmaların da sürdüğünü belirtti. Çin'de Meteoroloji sektöründe 37 bin kişi çalışıyor.

8/3/2007 · Kategori: ilginc haberler

 


Faziletliydik: Kimsenin malına, mülküne göz dikmezdik. Kimsenin namusuna yan bakmazdık. Hırsızlık nedir bilmez, dilenciliği meslek edinmez, kimseyi de küçümsemezdik.
Dürüsttük: Bir zamanlar, Londra Ticaret Odası'nın en görünür yerinde şu mealde bir tavsiye levhası asılıydı: "Türklerle alışveriş et, yanılmazsın."

İtibarlıydık: Bir zamanlar, Hollanda Ticaret Odası'nın toplantılarında oylar eşit çıkınca, Osmanlılarla alışverişi olan tüccarın oyu iki sayılır, onun dediği olurdu.

Temizdik: Yere bile tükürmezdik. Hatta, Osmanlı askeri teşkilatını Avrupa'ya tanıtmasıyla meşhur Comte de Marsigil, yere tükürmedikleri için atalarımızı şöyle eleştiriyor: "Türkler hiçbir zaman yere tükürmezler. Daima yutkunurlar. Bunun için de saçlarında sakallarında bir hararet olur ve zamanla saçları, kaşları, sakalları dökülür."

Çevreciydik: Kurak günlerde ücretle adamlar tutup sokaktaki ulu ağaçları sulatır, göçmen kuşların yorgunluk atması için, saçak altlarına kuş sarayları yapardık. Bunlara öyle çok örnek var ki, saymakla bitmez.

Harama el sürmezdik: Fransız müellif Motray, 1700'lerdeki halimizi şöyle anlatıyor: "Türk dükkânlarında hiçbir zaman tek meteliğim kaybolmamıştır. Ne zaman bir şey unutsam, hiç tanımadığım dükkâncılar, arkamdan adam koşturmuşlar, hatta birkaç kere Beyoğlu'ndaki ikametgâhıma kadar gelmişlerdir."

Medeni idik: İngiliz sefiri Sir James Porter ise, 1740'ların Türkiye'si için şunları söylüyor: "Gerek İstanbul'da, gerekse imparatorluğun diğer şehirlerinde hüküm süren emniyet ve asayiş, hiçbir tereddüde imkân bırakmayacak şekilde ispat etmektedir ki, Türkler çok medeni insanlardır."

Dosdoğruyduk: Fransız generallerden Comte de Bonneval ise, şu hükmü veriyor: "Haksızlık, murabahacılık [aşırı kâr koyma, tefecilik], inhisarcılık [tekelcilik] ve hırsızlık gibi suçlar, Türkler arasında meçhuldür... Öyle bir dürüstlük gösterirler ki, insan, çok defa Türklerin doğruluklarına hayran kalır."

Hırsızlık nedir bilmezdik: Fransız müellif Dr. Brayer, 1830'ların İstanbul'unu getiriyor önümüze: "Evlerin kapısının şöyle böyle kapatıldığı ve dükkânların çoğunlukla umumî ahlâka itimaden açık bırakıldığı İstanbul'da her sene azami beş-altı hırsızlık vakası görülür."

Ubicini, Dr. Brayer'i şöyle doğruluyor: "Bu muazzam payitahtta dükkâncılar, namaz saatlerinde dükkânlarını açık bırakıp camiye gittikleri ve geceleri evlerin kapısı basit bir mandalla kapatıldığı halde, senede dört hırsızlık vakası bile olmaz. Ahalisi sırf Hıristiyan olan Galata ile Beyoğlu'nda ise hırsızlık ve cinayet vakaları olmadan gün geçmez."

Naziktik: Edmondo de Amicis isimli İtalyan gezgini, yine 1880'lerin "biz"ini anlatıyor bize: "İstanbul Türk halkı Avrupa'nın en nazik ve en kibar insanlarıdır. Sokakta kavga enderdir. Kahkaha sesi, nadirattan işitilir. O kadar müsamahakârdırlar ki; ibadet saatlerinde bile camilerini gezebilir, bizim kiliselerde gördüğünüz kolaylığın çok fazlasını görürsünüz."

Cihana örnektik: Türkiye Seyahatnâmesi'yle meşhur Du Loir'un 1650'lerdeki hükmü şöyle: "Hiç şüphesiz ki, ahlâk bakımından Türk siyasetiyle medeni hayatı bütün cihana örnek olabilecek vaziyettedir."

Şefkatimiz yalnızca insana yönelik değildi, hayvanları, hatta bitkileri bile kapsıyordu.

Hayata karşı saygılıydık: Bu konuda dilerseniz Elisee Recus'u dinleyelim, bize 1880'lerdeki halimizi anlatsın:
"Türklerdeki iyilik duygusu, hayvanları dahi kucaklamıştır. Birçok köyde eşekler haftada iki gün izinli sayılır... Türklerle Rumların karışık olarak yaşadığı köylerde ise, bir evin hangi tarafa ait olduğunu kolaylıkla anlayabilirsiniz. Eğer evin bacasında leylekler yuva yapmışsa, bilin ki o ev bir Türk evidir." (Küçük Asya, c. 9)

Hayırseverdik: Comte de Marsigli'yi tekrar dinleyelim: "Yazın İstanbul'dan Sofya'ya giderken dağlardan anayol üzerine inmiş köylülerin, yolculara, bedava ayran dağıttıklarına şahit oldum."

Aynı müellif, ceddimizin hayırseverlikte fazla ileri gittikleri kanaatindedir. Şöyle diyor: "Fakat şunu da ifade etmeliyim ki, bu dindarâne hareketlerinde biraz fazla ileri gitmektedirler. İyiliklerini yalnız insan cinsine hasretmekle kalmayıp, hayvanlara ve hatta bitkilere bile teşmil ederler."

Bu tespiti, İslâm ve Türk düşmanı Avukat Guer misallendiriyor: "Türk şefkati, hayvanlara bile şamildir" dedikten sonra şu örneği zikrediyor: "Hayvanları beslemek için vakıflar ve ücretli adamları vardır. Bu adamlar, sokak başlarında sahipsiz köpeklere ve kedilere et dağıtırlar... Sokaktaki ağaçların kuraklıktan kurumasını önlemek için bir fakire para verip sulatacak kadar kaçık Müslümanlara bile rastlamak mümkündür..."

"Kaçık"lığın kaynağını da veriyor adam: "Birçokları da sırf azad etmek için kuşbazlardan kuş satın alırlar. Bunu yapan bir Türk'e, bir gün, yaptığı işin neye yaradığını sordum. Küçümseyerek baktı ve şu cevabı verdi: 'Allah'ın rızasını tahsile [kazanmaya] yarar.'"

Ne dersiniz? Galiba, geçmişimizden uzaklaşmak, bize çok pahalıya patladı.

İşte sorulmaya değer ve cevaplanması elzem olan soru: "Bizde, o zaman var olup da bugün olmayan nedir? Nasıl kaybettik? Nasıl buluruz?" 
HALİT AYHAN 
http://www.dallog.com/buyutec/eskiturkler.htm ALDIM



4/3/2007 · Kategori: ilginc haberler

Her 4 erkekten biri sigaradan ölüyor

Ülke genelinde erkeklerin yüzde 43’ü, kadınların yüzde 25’i ve çocukların da yüzde 13’ünün sigara tiryakisi.


7 Şubat 2007 Çarşamba

Trakya Üniversitesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Celal Karlıkaya, Edirne İl Genel Meclisi’nde sigara ile mücadele ve zararları konusunda meclis üyelerini bilgilendirdi. Göğüs hastalıları bölümde yatanların çoğunun kanserle mücadele ettiğini belirten Doç. Dr. Celal Karlıkaya, “Kanser hastası için ne kadar çabalarsak çabalayalım ortalama 6 ay ile 1 yıl ömür katabiliyoruz. Bütün dünyada sigarayla mücadele artıyor.

Şu anda ülkemizde her 4 erkekten biri sigaradan ölüyor. Bu ölümler kalp krizi, nefes darlığı, akciğer kanseri şeklinde oluyor. Ya da bir çok kanser var. 50’nin üzerindeki kanserlerin hepsi öldürüyor” dedi.

Türkiye'de tüketim arttı

Gelişmiş ülkelerin sigara ile mücadeleyi hızlandırdığını vurgulayan Doç. Dr. Celal Karlıkaya, “Son 40 yıllık mücadelede Avrupa'da sigara içme oranı yarı yarıya azaldı. 1984’ten sonra ABD’de sigara tüketimi, ki dünyaya en çok sigara satan ülkesi. Onlarda da yüzde 30 azalmış. Bizde ise yüzde 80 artmış. Ülke genelinde erkeklerin yüzde 43’ü, kadınların yüzde 25’i ve çocukların yüzde 13’ü sigara içiyor” diye konuştu.

Türkiye’de her 4 erkekten birinin sigaradan yaşamını yitirdiğini belirten Doç. Dr. Celal Karlıkaya, kadınlarda sigaraya bağlı ölümlerin de artmaya başladığını söyledi.

1/3/2007 · Kategori: ilginc haberler

Ağrı kesici tansiyonu tetikliyor

ABD'de 16 bin erkek arasında yapılan araştırmada steroid içermeyen ağrı kesicilerin yüksek tansiyon riskini yüzde 38 artırdığı belirlendi. Kalp krizi ve felç riskine dikkat çeken uzmanlar uyardı: Kimse keyfi olarak aspirin almasın


DIŞ HABERLER SERVİSİ

Aspirin başta olmak üzere hemen herkesin kullandığı ağrı kesicilerin, kadınların yanı sıra erkeklerde de tansiyonu artırarak kalp krizi veya felce neden olma riskinin bulunduğu ortaya çıktı. ABD'de yayımlanan araştırma, yaş ortalaması 64.6 olan 16 bin erkek arasında 4 yıl süreyle yapıldı. Denekler, araştırma başında tansiyondan şikâyetçi değildi. Araştırma, "Tylenol" adıyla piyasaya sürülen asetaminofeni haftada 6-7 kez kullananlarda, yüksek tansiyon riskinin yüzde 34 arttığını gösterdi. Düzenli şekilde aspirin içenlerde, yüksek tansiyon riski yüzde 26 arttı. Araştırma, "naproxene" ve "ibuprofen" gibi steroid içermeyen ağrı kesicilerin, yüksek tansiyon riskini yüzde 38 artırdığını gösterdi.

Sağlık durumları incelendi
Boston'daki Harvard Üniversitesi uzmanlarının yürüttüğü araştırmaya göre, haftada en az 15 adet ağrı kesici hap içen erkeklerde ise yüksek tansiyon riski, hiç ilaç içmeyenlere oranla yüzde 48 arttığı belirlendi. Uzmanlar, bu yaygın ağrı kesicilerin ihtiyatla kullanılması gerektiğine işaret ettiler. Bu araştırma da 16 bin erkek gönüllüye ilişkin kayıtların ve bu kişilerin sağlık durumlarının uzun vadede incelenmesiyle yapıldı.

Kadınlar için iki araştırma
Bu ağrı kesicilerle kadınlarda yüksek tansiyon arasındaki bağlantıya dair iki araştırma daha önce yayımlanmıştı. Bu araştırma da düzenli olarak parasetamol, ateş düşürücü veya aspirin alan kadınlarda yüksek tansiyon riskinin alınan ilaca göre yüzde 20-35 arasında değişen oranlarda arttığını ortaya koymuştu. Bir ağrı kesici olan Vioxx'u da 18 ay kullananlarda kalp krizi ve felç riskinin arttığı ortaya çıkmış, ilaç 2004 yılında piyasadan çekilmişti.

'Devamlı kullanım çok tehlikeli'

İSTANBUL Milliyet
Prof. Dr. Serap Erdine (İÜ Kardiyoloji Enstitüsü): Bu klasik bir bilgi, yeni bir bilgi değil. Hastalar tarafından da bilinir. Aspirin için günlük 300 miligramın üzerinde alınan yüksek dozlar için geçerli. Aspirini hastalara günlük 100-300 miligram veririz.
Prof. Dr. Çetin Erol (Türk Kardiyoloji Derneği Başkanı): Bu daha önce de çok tartışıldı. Bizim 'nonsteroid antienflamatuar' dediğimiz ilaçların doktor kontrolünde ve mümkün olduğunca az sayıda kullanılması gerektiğini söylüyoruz. Yeni bir şey değil. Hatta bu durumdan bazı çok iyi ağrı kesiciler piyasadan kaldırıldı. Rutin olarak aspirini kimseye tavsiye etmiyoruz. Aspirin ancak geçirilmiş bir kalp hastalığı varsa, birkaç tane risk faktörü varsa ve eğer almasıyla almaması arasında fark hastanın lehineyse, o zaman tavsiye ediyoruz. Şu yaşa geldim 'aspirin alayım' diye bir şey yok. Aspirin iki ucu keskin bir kılıç. Faydası olduğu kadar kanama riski yüksek bir ilaç. Kimse doktor önerisi olmadan ve keyfi olarak aspirin almamalı. Ara sıra başımız ağrıyor diye alırız o ayrı, ama her gün ya da haftanın belirli günlerinde devamlı kullanım çok tehlikeli.

25/2/2007 · Kategori: ilginc haberler


-ÇANAK ORADAN YYY GÖSTERiR AMA KENDisi KÖTÜ GÖRÜNÜYOR!-
ilginçliklerin yaşandığı bir başka kentimiz de Zonguldak Ereğli. ilçedeki ismail Ağa Camii'nin minaresi üzerindeki çanaklarla entersan bir görüntü oluşturuyor(du). Taa ki vatandaşların tepkisiyle yerlerinden sökülene kadar!

 

 

'ADIMIZ MARKA OLDU GARi'-
şükriye Çelik, Bolu'nun Seben ilçesinde yaşayan girişimci ruhlu uyanık bir Türk kadını. Yetiştirdiği elmalar para etmedi ama o yılmadı. Oturdu anneden kalma yöntemlerle pekmez yaptı. Sıra pekmezleri pazarlamaya gelince ortaya bu dahiyane görüntüler çıktı. Reklam fotoğrafı için günlük giysileriyle objektiflerin karşısına geçti, ürünün doğallığını  anlatırcasına doğaldı. şükriye teyzeyi alkışlıyoruz...

 

-YENi YILA DENiZDE MERHABA-
Antalya'da ‘Yaz- Kış Denize Girenler' adlı grup, 2006'yı denizde karşıladı. 15 kişilik grup, darbuka ve tef eşliğinde denizde yüzdü ve pankart açmayı da unutmadı...

13/2/2007 · Kategori: ilginc haberler


Aşk şeker hastalığını azaltıyor

Ayakları yerden kesen aşk yalnızca ruh sağlığı üzerinde etkili değil. Aşkın stresin azalmasından vücut sağlığına kadar birçok olumlu etkisi var.

30 Ocak 2007 Salı

Psikiyatrist Ali Ayas; aşkın sadece ruh sağlığı üzerinde etkili olmadığının altını çiziyor.

Ayas; huzur veren her şeyin direkt olarak sağlığı da olumlu etkilediğini, dolayısıyla aşkın da aynı etkiyi yaptığını belirterek, "Aşk; insanı rahatlatır, vücuda huzur ve denge verir, kafamıza takılan olumsuz şeylerin baskılanmasını sağlar.Özellikle şeker hastalığının seyrini hafifletir" diye konuşuyor.

www.ekolay.net

3/2/2007 · Kategori: ilginc haberler

26 Yıl Yıkanmayan Saç Deterjanlandı

Lu Şiyuan'ın 2 metreye yakın saçlarını, 1.5 metreden uzun sakallarını yıkamakta şampuan etkisiz kaldı.
Chongqing Morning gazetesinin haberine göre, Lu Şiyuan'ın 2 metreye yakın saçlarını, 1.5 metreden uzun sakallarını yıkamakta şampuan etkisiz kalınca, tüm aile, çamaşır deterjanıyla ihtiyarın saç ve sakallarını yıkadı.
 
Lu'nun oğlu, gelini, torunu ve komşularının da aralarında bulunduğu 12 kişi, 5 saat süren uğraş ve 3 torba çamaşır deterjanı kullandıktan sonra ihtiyarın saç ve sakallarını yıkamayı başardı.
 
İhtiyar Lu temizlendikten sonra Çongçing kenti yakınlarındaki ücra Kızıl Bayrak köyünün sakinleri, Lu Şiyuan'ın adını Guinness Rekorlar Kitabı'na kaydettirmek istediklerini söyledi.

1/2/2007 · Kategori: ilginc haberler

Bu Böcek 90 Bin Dolar

01.02.2007 19:38
Türkiye'de sadece Amanos Dağları'nda yaşayan altı antenli geyik böceklerinin bilinçsiz avlanma ve yabancı ilgisi nedeniyle neslinin tehdit altında olduğu bildirildi.

Amanos Çevre Koruma ve Dayanışma Derneği Başkanı Nazım Sönmez, yurtdışında 90 bin dolara kadar satılan bu böcekler için özellikle Japonya'dan çok sayıda araştırmacının Amanos Dağları'na geldiğini söyledi.

Sönmez, böceklere Japonların daha fazla ilgi göstermesinin en önemli nedeninin bu ülkede yaygın olan Mushiking: King of the Beetles (Böceklerin Kralı: Mushiking) adlı çizgi film, roman ve kart oyunları olduğunu kaydetti.

Sönmez, Japonya'da başlayan, diğer ülkelere de yayılan bu tutkunun hızla arttığını bildirdi. Nazım Sönmez, araştırmacı kimliği altındaki kişilerin halka toplattıkları böcekleri tanesi 5 ile 30 YTL arasında alıp 150 YTL'ye yurtdışına gönderdiklerini tespit ettiklerini açıkladı

1/2/2007 · Kategori: ilginc haberler

Buzda Yüzerek 'Kış'ı Kutluyorlar
31.01.2007 11:06
Rusya'da bulunan 2 milyona yakın insan, dünyanın farklı yerlerindeki benzerleri gibi kışın gelişini buzda yüzerek kutluyor.

Vladimir Grebyonkin, mayosuyla donmuş nehre girmek için bekliyor, yanındaki yüzücüler onu takip etmek için hazırlanıyor.

'Mors' adı verilen bu yüzücüler, geç gelen kışı kutlamak için Rusya'nın çeşitli göl ve nehirlerinde yüzüyor. Pek çok doktor, bunun tehlikeli olduğunu, 2 ile 4 derece arasındaki suların 30 dakikada öldürebileceğini söylese de, buzda yüzmek, Kanada'dan Çin'e dünya çapında popüler bir eylem. Morslar, soğuk suyun kalp ve diğer hayati organlara kan akışını artırıp hızlandırdığını, böylece organizmayı temizlediğini düşünüyor.

Aynı zamanda Kış Yüzmesi Federasyonu Başkanı olan Grebyonkin, Rusya'da 2 milyona yakın mors bulunduğunu söylüyor.

 

« Önceki ::